4 Aralık 2022 Pazar

ESKİ TÜRKLERDE ÇOCUK OYUNLARI

Eskiden Türk çocukları ağaç parçaları, çaputlar, kemikler, taşlar, kum, yaprak vb. gibi doğada olan pek çok nesne ile oyun oynarlardı. Geniş aileler şeklide yaşayan Türklerde, çocukların oyun oynaması büyük kardeşlerin gözetiminde olurdu. Çocuklarla ilgilenen yaşı büyük çocuklar, “Oyun kurarak” küçüklere oyun oynatırdı. Çocukların oynadığı oyunların pek çoğu Orta Asya’dan değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Bunun en belirgin örneği “Karaguni” denilen saklambaç oyunudur.
Çocukların oynadığı bir diğer oyun ise Menüz oyunudur. Münüz, boynuz, buynuz oyunu olarak da geçer. Oyun, su kenarında her çocuğun önüne kum çekmesi ile başlar. Münüz bir hafıza oyunudur. Boynuzu olan hayvanları ebe olan kişi sayar ve sırayla herkes bunu kuma vurarak tekrar eder. Hızlı oynanan oyunda ebe boynuzsuz hayvan söylerse ve bunu diğer çocuklardan biri ebeye uyup tekrar ederse ceza alırdı. Dikkat gerektiren Münüz oyunun cezası şaşıran çocuğun suya atılmasıydı.
Günümüzde olan diğer bir oyunsa kız çocuklarının bazı nesneleri insana benzetip onlarla oynamasıdır. Nesne genellikle ailedeki kişilere benzetilir. Kızlar “Kuzurcuk” denilen oyunda ağaç dallarını bebeklere benzetirdi ve dallardan oyuncak bebek yapardı. En ilkel hali ile oyuncak bebek, uzun çubuğa kısa çubuğun yatay olarak bağlanması ve çöplerle çubuğa saç takılması şeklinde yapılmıştır.
Tükler’in oynadığı ve futbolun atası olan oyun “Tepük” oyunudur. Oyun, sert bir cismin keçi, koyun yünü, deri parçaları ile yuvarlak bir top yapılmasıyla oynanırdı. Çin kaynaklarına göre, MÖ II. yüzyılda, İç Asya’da Türkler’in ayak topunu yani futbolu, ustaca oynadıkları kaydedilmiştir.
Kaşgarlı Mahmut, Divânu Lügati’t-Türk adlı eserinde “Tepük” oyunu şöyle anlatır: “Kurşun eritilerek iğ ağırşağı şeklinde dökülür, üzerine keçi kılı veya başka bir şey sarılır, çocuklar bunu teperek oynarlar.”
Çinli gezgin Hiuan, “La Tartarie” adlı eserinde Asya’da Tsang’da kız ve erkeklerden oluşan takımların ayak topu oynadıklarını belirtir. Hiuan, oyun hakkında şu satırları yazar: “Büyük mabetlerde sık sık ayak topu müsabakaları yapılır. Bu oyunda topa elle dokunulamaz. Ya ayakla, ya da başla vurulur ve böylece topu hasım kaleden içeri sokmak için uğraş verilir.”
“Tarih-i Timur” adlı eserde, Timur döneminde Türklerin, içi havayla doldurulmuş kuzu postundan yaptıkları topla oynadıkları; oyunda topa elle dokunmanın ve topu çizgiden dışarı çıkarmanın yasak olduğu yazılıdır. Timur’un bu oyunu askerlerine çeviklik ve manevra kabiliyeti kazandırmak için oynatmıştır.
Seyyid Ali Ekber “Hıtay-ı Name”‘ adlı eserinde oyundan söyle bahseder: “Ve top oyunu Hıtay’da güzeller işidir. Ve dahi harabeti (düzensiz kalabalık) çok olan ve sığır kursağından top yüzmüşler (yapmışlar) ve mahbub (erkek) ve mahbubeleri (kadınları) durdurmuşlar. Ve topa ayaklar ile ururlar (vururlar). Şöyle ki; elin ol topa değdirmeye ve ol topu yere düşürmeye ve nazik ayak ile dürde (ite), saklara (baldırlara) ve usulsüz vurmak ve yere düşürmek ve daireden taşra (dışarı) çıkmak vaki olmaz.”
Orta Asya’da oynanan “Köçürme” isimli oyun, günümüzdeki dokuz taşa benzeyen bir oyundur. Amaç rakibin taşını devirip kendine taş almaktır.
Yakut ve Saka Türkleri hala beş taş oynar. Büyüklerimizin oynadığı ve şu an pek sık oynanmayan Çelik-Çomak oyunu da aynı şekilde değişmeden günümüze kadar gelmiştir.
Aşuk/Aşık oyunu Türklere özgü halen Orta Asya’da oynanan bir oyundur ve misket oyunun atasıdır. Hayvanın aşık kemiği ile oynanan oyunda kemik misket, cinci, cıncık gibi düşünülebilir. Bu oyunda önemli olan aşık kemiğinin düz yüzünün yere gelmesidir. Aşık dört yüzlü bir kemiktir. Cuk oturdu kelimesi tam yerine geldi manasında hedeflenen (Misket oyunu gibi) aşık’ın vurulmasına denirdi.
Fotoğraf açıklaması yok.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder